2009-04-22

Günlerdir yan yattığım iskeledeki bankta doğruldum. Biraz isteyerek biraz istemeyerek gittim yanına. Nasıl olduğumu nedenleriyle söyledim, bu sefer o sormadan ya da başka sebepten bi tartışma çıkmadan. Beklemiyordum, nedenleri üzerine sorular sordu konuştuk. O günden beri daha iyiyim. Konuşmak gerek. Kiminle derdin varsa. Beklemeden. İnsan hafifliyor.

2009-04-13


iskeledeki bankta yan yatmışım, hava kararıyor, gece oluyor,

zifiri karanlıktan sonra gün ağırıyor..günlerdir ordayım..
kıpırdamadan yatıyorum..
ve çok üşüyorum...

2009-04-12


Biraz önce annem "Yolunda gitmeyen bişey mi var?" diye sordu. Cevabım "Evet: Hayat." oldu. Dokunsalar ağlayacak gibi olan bir insana böyle bi soru sorulunca ne yaparsa onu yaptım. Ağladım. Hayat bazen çok karmaşık ve zor geliyor. Çok fazla değişken var. Herşeyle ilgilenmeye çalışmak benim için pek kolay değil. Hayatla baş etmekte sorun yaşayanlardanım sanırım. Gerçi hayatla "baş etmek" gibi olmamalı yaşamak aslında, ama şuraya yazarken bu kelimeyi kullanmak geliyorsa aklıma, vardır bi sebebi.


Bi arkadaşıma rastladım msn'de. Konuşmaya yeni başlamıştık, şöyle diyaloglar geçti aramızda:

- yolunda gitmeyen biseyler mi var yoksa?
I - annem "yolunda gitmeyen bişey mi var" diye sordu biraz önce, cevabım "Evet. Hayat." oldu.
- ama seni cogunlukla gulumseyen bir kadın olarak hatırlıyorum. seni boyle dusunduren sey ne olabilir ki yoksa bunları da gulumseyerek mi soyluyorsun

Gülümsedim. Sonra düşündüm: Bu hayatta beni hangi anlar gülümsetiyor, mutlu ediyor?

Bir tiyatro oyununda oynarken, tiyatro oyunu için prova yaparken, ama en çok oyunun sonunda selam verirken, dans ederken, dans gösterisi yaparken, ablamla katıla katıla gülerken, ailemle sorunum olmadığında onlarla vakit geçirirken, kendimi suyun kaldırma kuvvetine bırakırken, sevgiliyle süpriz anlar yaşarken...ilk anda aklıma gelenler...

"gulucuk" olarak kalmak isteğiyle...

2009-04-06

Is this what life's about?


"...hoping for the best but preparing for the worst."


Başlıktaki soruma bakmayın. Aslında tüm sorgulamalarımdan sıkıldım. Çok sıkıldım. Kendimden sıkıldım. Hayatla ilgili, kendimle ilgili, işimle ilgili, şu anki odamla ilgili, gelecekteki evimle ilgili, sevgilimle ilgili, evleneceğim adamla ilgili, evlilikle ilgili, arkadaşlarla ilgili, içinde yaşadığım ülkeyle ilgili, başka bi yerde yaşamakla ilgili, günlük programımla ilgili, gelecek programımla ilgili herşeyle ilgili, yani her-şey-le ilgili düşünmekten, sorgulamalar yapmaktan, günümü programlamaya çalışmaktan, geleceğimi programlamaya çalışmaktan sıkıldım. Sı-kıl-dım. Beynim sıkıldı(noktalı ı da kullanılabilir burada) ! Yoruldum.

Bu aralar; kendi başımaysam kendim dışında kafamı meşgul edecek şeylerle uğraşmak, arkadaşlarımla buluşmuşsam da benim dışımda şeylerden bahsedilsin, başka şeylerden konuşulsun istiyorum. Zaten kendimle ilgili birşey söylemeye çalıştığımda iki kelimeyi bir araya getirip cümle kuramıyorum, çünkü kurmak istemiyorum.
Sorulmasın bana hiç birşey! Sormayayım kendime hiç birşey!


Kafa dinleyeyim az biraz.

sanki içimdeki kadınlar konuşuyor...


Grey's'den bir kuple:


Meredith - Why can't I just be that happily ever after person? Why can't I believe in that?

Izzie - I don't know what I believe in anymore.