2005-11-30

uykuuu....biraz uykuuuu....tüm istediğim buyduuu...



Ben dans etmeyi çok özledim. Hip-hop, modern, latin veya Arjantin tangosu. Herhangi birini yapmayı çok özledim.
Sonunda bu hafta Hamlet-Ophelia parçasını geçtim. Ama şimdiye kadar hazırlanıp oynadığım parçalarından hiçbirinden bu kadar zevk almadım ve hiçbiri için bu kadar heyecanlanmadım. Çok keyifliydi. Yine yine yine oynamak isterim. Çok güzeldi. Kendimi o kadar rahat hissediyordum ki oynarken anlatamam. "Böyle olması gerekiyormuş ya." dedim. Çooook güzeldiiii!... Artık yatiyim ben. İyi geceler bana. Tatlı rüyalar.

2005-11-19

Lost

Kendimi duygusal anlamda kayıp hissediyorum. Kafamı adam gibi veremiyorum hiçbir şeye. Dikkatim çok dağınık. Ayrıca bu durum depresif de yapıyor beni. Cuma günü, dün, yüzümden düşen bin parçaydı.  Bu durum ne kadar daha devam eder böyle? BİLMİYORUUUUUUMMMM!!!!!!!! :( İçimden, haykırmak geliyor. Var gücümle haykırmak: "AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA!.................." Mutsuzum.

2005-11-13

İçimde yavaş yavaş uyanmaya başlayan birşeyler var. Hayata susamış hissediyorum kendimi. Sanki uzun süredir uykudaymışım da yavaş yavaş uyanıyormuşum gibi. Kabuğumu kırmaya ve duvarlarımı yıkmaya çalışıyorum. Kolay değil bu. Bu konuda önemli adımlar attığımı zannederken aslında yerimde saydığımı gördüm geçenlerde. Bir derste sınıftan biri sahneye geliyor, sınıftakiler de o kişi hakkında düşündüklerini söylüyordu. Ben çıktım ve hakkımda söylenenler "O çok tatlı." O çok güler yüzlü." "Seni çok seviyorum." ve saireden öteye gitmedi. BENimle, karakterimle ilgili hiçbir şey söylenmedi. Evet onlara daha yakın, sıcak davranmaya başlamıştım ama kendimi onlara hiç açmamışım. Bu demek değildir ki kabak çiçeği gibi açılıp herşeyimi onlara anlatacağım; ama en azından kıyısından köşesinden nasıl bir insan olduğum hakkında kırıntı kadar da olsa bir fikirleri olsun. Tamam, kendimi insanlara kolay açamam. Açar gözükürüm de açamam. Ama onlara puzzle resmimin parçalarını yavaş yavaş verebilirim. Resmi tamamlayabilirlerse ne ala.

2005-11-06

bugün pazar

Bense dünü pazar sanıyordum. Çevremde de sanki pazar günündelermiş gibi hisseden az değildi. Neyseki pazartesiye bir gün daha var. Gerçi memnunum okulun başlayacak olmasından. Kendimi boşlukta hissediyorum böyle. Sınıftakilerle kaynaşalım istiyorum. İlişkiler sene ortasında, sonunda veya seneye nasıl olacak çok merak ediyorum. Kimler birbirine gıcık, dost, can ciğer kuzu sarması olacak acaba? Ben acaba dost edinebilcek miyim? Sınıftan yani. Çünkü içlerinde en büyük benim. Bunu sorun ediyorum. "Yaş herşey demek değil." diyorum bir yandan, ama "Kendimden küçük biriyle nasıl dertleşebilirim ki?" diye düşünmeden de edemiyorum. Sonra böyle düşündüğüm için kendime biraz gıcık oluyorum. Niye kendimi büyütüp onları küçümsüyorum ki? Öyle bir fikir verirler ki bana apışıp kalabilirim de. Öyle değil mi?

Okula girmeden önce konservatuarda okuyanların kendini bilmiş havaları ve gösterme çabalarını anlamazdım. Bana mantıksız ve itici gelirdi. Şimdi ise ben de onlar gibi oldum ve olayının aslının öyle olmadığını anladım. Durum şu ki: Sınıftakilerle beraberkenki sürekli bir oyun oynama, taklit yapma vb hali diğer arkadaşlarınla olduğun zamana taşıdığında benim itici bulduğum durum ortaya çıkıyor. Halbuki olay kendini göstermeye çalışmak değil. Çünkü doğal ortamındayken (sınıftakilerle birlikteyken) yaptığın hiçbir şey tuhaf kaçmıyor, hatta sönük bile kalabirlisin. Ama bunu normal hayata taşıdığında insanlar bu kadar kendilerini ortaya koyarak yaşamadıkları için aralarında tuhaf kaçabiliyorsun. Bilmem anlatabildim mi?

Bu arada geçen hafta uzatmaya çalıştığım saçlarımı kestirdim. Amacım sadece boyundan biraz kısaltıp üst kısımlarına biraz daha kat vermek iken kuaför, her kuaför gibi, haşırt diye kesti saçlarımı. Gerçi kötü olmadı da istediğim gibi olmadı. Neyseki beğenmeyen yok. Herkes "Yakışmış." diyo. Öyle olsun bakalım. Alıştım sayılır. Kestirdiğimin ilk günü arkadaşlarımın doğumgünü için dışarı çıkmıştık. Tuvalete gittiğimde aynaya bakınca "Kim bu?" demiştim. Birkaç gün dışarıdan nasıl gözüktüğümü gözümün önüne getiremedim. Hani insan dış görünüşünü bilir ya, ben bilemedim. Sık sık aynaya bakıyorum artık. Bir uzatabilsem Rapunzel gibi. O kadar değil de... Köprücük kemiklerimin altına kadar uzasın istiyorum. Bir de heyecan istiyorum hayatımda. HEYECAN! Kalmadı. Heyecanım kalmadı. Neler vermezdim ki hayatımda heyecan olması için.

2005-11-05

uykum yok

Yani var da canım internette takılmak istiyo.

Aslında canım mağaza gezmek istiyor. "Çok büyük, işlevsiz ve soğuk" denmesine rağmen yeni açılan alışveriş merkezini merak ediyorum. Bir gazetenin ekinde orasıyla ilgili yazı okudum da... Merak ettim. Alışveriş duygum kabardı. Amaaaa... Param yok... (dınınım) Pulum yok... (dınınım) Olsun. Kıyafetlere, ayakkabılara, çantalara bakarken içi gidecek ama bakmak istiyorum işte. Kadın değil miyim, istiyorum işte. İstiyorum, istiyorum, istiyorum :)