2008-05-29

Love...

"Love isn't finding someone you can live with;
it's finding someone you can't live without."

2008-05-28

...özledim...

Ben kelebeklerin uçuşmasını özledim...Sabah yüzümü aydınlatan mesajlarını..."Love is ..." mesajlarını...İçimin güneş açmasını...Arada bir de söylenen hiç beklemediğim kadar romantik sözlerini...

Sevgini hissetmeyi özledim...

2008-05-26

Aslında herşey bu kadar basit.

"... fırça ile suya birşeyler çizmeye çalışmaktadır. Ancak geriye, boya izlerinden ve Sarkis'in bu süre içinde yaptıklarının anısından başka birşey kalmaz.

Sanatçı geçici bir deneyimi kalıcı kılmaya çalışmak gibi olanaksız bir işe girişen biri olarak yansıtılır. Bu da maddenin, belleğin ve hatta hayatın geçici doğasına işaret eder. Suyun yüzeyindeki renk sarmalları, geçiciliklerine yas tutmak yerine var oldukları her anı kutlarlar."

Sumru Hoca'nın hep bize anlatmaya çalıştığı şey gibi, yaşamak da bir sanat. Yaşam sanatçısı olmak en güzeli. Hani bazı insanlar vardır; onların yanında olmaktan büyük keyif alırsın, işte onlardan biri olmak.

Hayat suya çizilmeye çalışılan birşey. Sen, boya tüm suyu kaplayıp hiçbir şey çizilmez hale gelene kadar, çizilip kaybolan şeylere yas tutmak yerine-hayatın geçici doğasını kabul edip-onların var oldukları her anı kutlayarak yaşamalısın. Aslında herşey bu kadar basit. Yaşarken, birşeyleri kalıcı kılmaya çalışarak olanaksız bir işe girişmenin yorgunluğuyla bir ömrü tüketmek anlamsız.

Hiçbir şey ve hiç kimse kalıcı değil.

Ve değişmeyen tek şey de değişimin kendisi.

2008-05-08

Biraz pollyannacılık oynamaya ne derim?

Olumsuzluklara odaklanmadaki başarımı olumluluklara odaklanma konusunda da göstermek istiyorum :) Çünkü sıkıldım. Çünkü kendimi daha iyi hissetmek istiyorum. Çünkü odaklan odaklan hiç bi işe yaramıyo. Çünkü sadece biraz daha can sıkıyo.

Bi keresinde, kendimi bi böcekten bile daha küçük hissettiğimde, ablama tüm sevmediğim özelliklerimi sayıyordum. Ablam da "İyi özelliklerini saysana." demişti. Bi süre far yemiş tavşan gibi bakmıştım yüzüne. Bi yandan düşünmeye, bişeyler bulmaya çalışıyodum. Yani biliyodum iyi yönlerim de olduğunu ama işte insan alışık olmadığı bi şeyi yapmaya çalıştığında biraz zamana ihtiyacı oluyo. Bir iki bişey söylemiştim, ablam "Ben sayayım mı?" demişti. Başımı evet anlamında sallamıştım. O konuştukça içim biraz olsun açılmaya başlamıştı. Söylediklerini ben de biliyodum da..işte..birinin hatırlatması lazımdı sanırım.

Yazının gidişatı onu gösterse de şimdi burda iyi yönlerimden bahsetmicem tabi. Hayatımın iyi yönlerinden bahsetmek istiyorum.

.......

Düşünüyorum...

Bi su içeyim...

Buldum! Mesela bazen herkes işte çalışırken benim boş zamanım oluyor. Onun dışında, yapmaktan zevk aldığım şeyleri yapma lüksünü yaşıyorum. Ve aslında sanırım gerçekten tüm gücümü versem iyi de kazanırım. Biraz tembellik, biraz "armut pişsin ben gelir alırım"cılıktan istediğim kadar kazanmıyorum. Halbuki armudu bulucan, soyucan, kendin pişircen, kendin yicen. Öyle ayağına gelsin diye beklersen başkaları armudu bulur, soyar, pişirir, yer; sen de "Hani bana! Hani bana!" diye kalırsın. Baktın armut mu yok, tohumunu alıp, toprağa ekip, büyümesini bekleyip pişircen öyle yicen :)) Bu sektörde böyle. Aslında, sektörde böyle olmasa bile, kendi hayatını kendin yaratırsın.

Başkaa...

Biraz kapalı kutu gibi de olsa, genelde uyuştuğumuzu düşündüğüm bi sevgilim var.

Neyse..Bugünlük bu kadar sanırım. Bu kadar düşünüp sadece bunları yazabilmiş olmak beni yine başladığım noktaya döndürdü biraz. Devam etmek gelmiyo içimden. O kadar.