2010-11-15

28 Ocak 2010 02:58'de yazmışım..bugün rastladım..

okurken eşlik etsin isterseniz.. massive attack-paradise circus ..güzel gidiyor..

"Kar gibi yağmak biriktirmek istiyorsun belki. Ya da ısıtmak. Işığını yayıp ısıtmak. Bunu yapmayı çok seviyor da olabilirsin. Ama yanlış yerdeysen, yanlış koşullardaysan yapmayı sevdiğin şey hoşuna gitmeye ne kadar devam eder ki?

Çölde yağıyorsan, ya da kutuplarda ışıyorsan...yorulmaz mısın? Başka birşey yapman gerektiğini düşünmen için ne kadar zaman geçmesi gerekir? Evet belki koşullar senin istediğin hale gelecek. Peki bunun için 100.000 yıl geçmesi gerekse bile yağmaya devam edecek misin? Yoksa..... Sadece yağmayı biliyorsan ne yapacaksın peki?

'İyi, güzel, başka şey yapayım' de sen de..."


Neye gönderme yaparak yazdığıma dair bi fikrim yok..yine de..sevdim..

2010-10-20

bazen sana cuk oturur ya izlediğin dizideki/filmdeki sözler ...işte öyle birşey ...

"Sorgulanmamış hayatın yaşamaya değer olmadığını söylerler. Ancak, ya sorgulamak hayatınız haline gelirse? Bu yaşamak mı olur, yoksa ertelemek mi? Ya birbirimize yardımcı olmak adına yediğimiz tüm o öğle yemekleri...ve yaptığımız gece yarısı telefon konuşmaları bizi sadece konuşan ama harekete geçmeyen tipler haline getirdiyse? Sorgulamayı bırakmanın zamanı gelmiş mi demektir?" C.B.

2010-10-15

ömer hayyam'ın çok sevdiğim sözü var ya;

"Aldığın her nefesi fırsat bil; ot değilsin, yeniden bitmezsin." nasıl geçerli değil benim için, belli değil. Sanki yeniden biticem. Aldığım her nefesi veriyorum gidiyor. Belki sözü çok sevdiğim için "yaşadığım"(!) hayat çok koyuyor ya..bunca zaman boşa geçmiş -ve böyle devam edersem geçecekmiş- gibi..hayalcilik mi hayallerim mi beni bitiren? o zaman hop hop değiş ton ton gerçekçi mi olayım? olamam ki..o zaman ortadan yok mu olayım?...

2010-10-14

anlaşılan..

göz yaşlarım yağmura eşlik etmek istiyor bu gece..etsin bakalım..

izlediğimden beri kafamda dönüp duruyor...


-Why'd you put me on this case? You knew I wasn't ready.

Well, far as I can tell, you nailed it. Look, what do you wanna be when you grow up?

-I am grown-up.

Terrific. Who are you?

-I'm... I'm a...

You're on your way to becoming one of the world's leading experts in deception. But up here(in your head), you're still a baggage screener at the airport.


Till you change that, you'll always think you're not ready.

2010-10-06

bir anda bastıran yağmur gibi..

eğer, sevdiğin bir şeyi yaparken (sevdiğin bir diziyi izlerken mesela) seni duygulandıran birşey olduğunda bir anda bastıran yağmur gibi gözyaşların akmaya başlıyorsa -ve üstelik de durmuyorsa- bişiler yolunda gitmiyor demektir..yanaklarım ıslanırken neden'in cevabını bulmaya çalışıyordum bi yandan..çok da uğraşmadım açıkçası..çünkü sürekli düşünmekten, bişilerden çıkarsama yapmaya çalışmaktan, analiz etmekten yorulmakla birlikte sıkıldım da.."bişilere canım sıkılmış ben de bastırmışım şimdi de ağlıyorum işte ne var" deyip rahat bıraktım kendimi..

"şimdi nasılsın?" diye soracak olursanız, işte böyleyim:


2010-09-30

30'unda..

..insan kendini bekleme salonunda hissedebiliyor, eğer o yaşına kadar planladığı gibi gitmediyse hayat, "Hayatını istediği gibi yaşamak isteyenler için son çağrı" anonsunu da duyar gibi olabiliyor..

2010-08-22

geçen gün birkaç tane çocukluk fotoğrafımı gördüm..fotoğraflarda gördüğüm kendim..tanıdık..içi gülen gözler..muzip bakışlı çekinmesi olmayan çocuk..tanıdık..imrendiğim çocuk..tanıdık..

annem "sen çocukken çok konuşkan, bıcır bıcır, girişken bi çocuktun. Noldu sana acaba sonra?" dedi..

N'oldu gerçekten? Ne zaman ne sebeple vazgeçtim o kadar bıcır bıcır konuşkan girişken biri olmaktan? Ve neden? Beni bilen bilir aslında öyleyim halen. O bilenler de azdır. Sadece o zamanlar bunu herkes bilir(miş)di. Ya da çakır keyif olmaya göreyim..Aydın Boysan bir ropörtajında "içki insanın içindekileri ortaya çıkarır"a benzer bişi demişti sanırım. Onun gibi..Çocukluktaki saf halime dönüyorum herhalde..Kendimi "meli malı"lara takılmadan, rahatlıkla, kasmadan, süzgeçten geçirmeden ifade ettiğim, eğlenceli, bıcır bıcır insana dönüşüyorum..

Çocukluktaki "kendim"e imreniyorum ne yalan söyliyim. Onun gibi olmak istiyorum.

Yani kendim gibi !

2010-06-29

ne dersin?

Kendime kızgınlığımdan mı geliyor herkese her şeye bu kadar çabuk kızmam ??

2010-06-10

..öğrendim..

Geçen ay, insan bir başına kalınca ölmüyormuş onu öğrendim. Bildiği, tanıdığı, yakın çevresinden uzakta birşey olmuyormuş insan denen varlığa. Zorlanıyor biraz ama yaşıyor işte.

Hayatımda ilk defa bilmediğim bir şehirde, ailemden, en yakın arkadaşlarımdan, yakın arkadaşlarımdan, sevgilimden uzakta yalnız kaldım. Benim -herhangi bir felaket durumu olmaksızın- tanımlayacağım şekilde "yalnız". Ve hayat devam etti, bana kattıklarıyla. Zordu. O 30 gün geçmek bilmedi. Ama her ne kadar zorlayıcı olmuş olursa olsun bana kattığı gücü sevdim. "Daha önce böyle bir deneyim yaşamış ve kendimin daha önce farkına varmış olmak iyi olurmuş."dedim.

Şöyle kısa bir bakış atmak da iyi oldu gerçi bakma.. Bundan sonrası iyi olacak..

I believe in I !

2010-04-13

Nowadays


what the fuck is (not) going on with my life?!

I want to


2010-03-24

2010-03-23

...


sanki hiç olmamışım gibi..silinmiş gitmişim..ne kadar acıtsa da düşünmeyeceğim..görmeyeceğim..ileriye bakıp sevineceğim.."Yerine yenileri gelecek..Herşey harika olacak!" diyecek ve gülen gözlerimle bakmaya devam edeceğim..

2010-03-15

..ne olursa olsun..

Bugün canın çok sıkkın
Hersey sana zor geliyor
Olabilir
Bugün aşkın bitmiş
O seni terkedip gitmiş
Olabilir
Sanki sen hiç bilmediğin
Bir kaos içindesin
Kimbilir

Günlerin getirdiği
Senin yitirdiklerin
Sanki hiç umut yok
Çok yorgunsun


Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun

Bugün duyduğun haberler
Sana utanç veriyor
Olabilir
Bugün din ve ırk uğruna
Cinayet işleniyor
Olabilir
Mostar köprüsü çökmüş
Neretva ne kadar üzgün
Kimbilir

Günlerin getirdiği
Açlık ve gözyaşı
İnsan hep umut eder
Biliyorsun bunu


Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun

..ne olursa olsun yaşamaya mecburum..

2010-03-04

14 07 09'da yazılmış bir yazı...

"Herşey beni bekliyor. Dolabım beni bekliyor. Çekmecelerim, ıvır zıvırlarım, kutularım, biriktirdiğim kartlarım, anı olarak tuttuklarım...Sonra, kariyerim. Ailem. Küçüklüğümden beri tutacağım evim. Hayatım. Hayalini kurduğum hayatım beni bekliyor. Ben de bekliyorum. Ben de birşeyleri bekliyorum. Herşeyin kendiliğinden olmasını bekliyorum (galiba). Olmayacak şey. Hayatı bekliyorum. Aslında -düşündüm de- kendimi bekliyorum. Birisi seni bekletir de gelmek bilmez bir türlü ve sinirlenirsin ya, işte öyle sinirli hissediyorum ne zamandır. Bundanmış demek. Kendi kendimi bekletiyormuşum.

Ben dahil, herkes -herşey- beni bekliyor.

En güzeli hiç beklememek. Ne karşı taraftan birşey beklemeli ne de birini beklemeli. Kimsenin bekletmesine de izin vermemeli." diye bağlayıp(!) noktalamışım yazıyı...

Epey uzakta olmalıyım ki, aradan geçmiş neredeyse 8 ay, ben halen ortalarda yokum...

2010-02-24


2 - 1


sessizlik

...

2010-01-23

onca zaman geçti..

Az buz değil, şu dünya üzerinde 30 seneyi doldurmak üzereyim ve çocukluğumda, erken gençlik zamanımda ciddi ciddi kurulmuş olmasa da üstünkörü kurulmuş olsa da 30 yaşıma geldiğimde yaşıyor olacağımı sandığım hayat hayaliyle uzaktan yakından alakam yok..Bana o zamanlar öyle geliyordu ki, çoktan hayatımı kurmuş olacaktım. Hayatımı bir ömür boyu paylaşmak istediğim insanla yollarımızı çoktan birleştirmiş olacaktık. Popüler sloganın dediği gibi "Hayatın, senin seçimin". Çünkü aslında bu dediklerim gerçekleşmiş olabilirdi pekala, bazı dönüm noktalarında farklı(!) kararlar verseydim. Mesela, iki yıl çalıştığım işimden istifa edip bambaşka bir yolda ilerlemeye karar vermeseydim. Evet hayatımı kurmuş olurdum belki, ama çok bilindik şekilde bilindik bir hayat. Peki bu kadar zaman alacağını, hatta, zaman almaya devam edeceğini bilseydim farklı mı davranırdım diye soruyorum kendime..Şanslıyım ki cevabım "Hayır". Yoksa geçen 6 yıl (vay be!) boşa geçmiş sayılırdı. Aslında pardon, farklı davranırdım, zamanlama planlama konusunda farklı davranırdım. Ben sandım ki, herkes benim bu hayatta n'apmak istediğime karar vermemi bekliyor. Sandım ki, ben yapmak istediğim şeyle ilgili adımlarımı attıkça elimden tutup armudu ağzıma düşürecekleri yere götürecekler. Sandım ki ölümsüzüm ben, zamanla derdim yok. Ama var. Halen istediğim noktada olamamak canımı sıkıyor. "Sen ne istediğine karar verdin ya ona bak!" demek de fayda etmiyor. Kendi üstüme geleceğim ya "Daha önce karar verseydin ya! Kaybettiğin zamana bak!" diyor beynimin bir tarafı da. Ne kadar kulak tıkamaya çalışsam da nafile. Hele bir de etrafında, senin iyiliğin için "Eee? Nasıl gidiyor? N'apıyorsun şimdi sen? Ne zaman bilmem ne?" diye soranlar da olunca, kendine kulak tıkamayı başarsan n'olacak? İşte o zaman "Ah, bi bir başıma kalabilsem..bi yalnız kalabilsem de kendi sorularıma kendi cevaplarımı bulabilsem.." Kayboluyormuş gibi hissediyorum, kafamdaki sorular benim mi onların mı?.."Ya cevaplar kendi cevaplarım olmazsa?" korkusu beni onlardan uzaklaştıran, onlarla konuşmaktan alıkoyan.

"Kendime ait bir oda"dan önce "kendime ait bir kafa" istiyorum..